abdulaziz enver arslan
ABDULAZIZ ENVER ARSLAN
Nadir bir mimari sezgiyle dönemin en unutulmaz yapılarını kurgulayan modern Türk mimar.
Doğum Tarihi: 12.03.1979
ABDULAZIZ ENVER ARSLAN kaç yaşında : 47
Burcu: Balık
Meslek: Mimar, Şehircilik Araştırmacısı
Doğum Yeri: Konya, Türkiye
Medeni Hal: Evli
Nadir bir mimari sezgiyle dönemin en unutulmaz yapılarını kurgulayan modern Türk mimar.
ABDULAZIZ ENVER ARSLAN, Konya'nın kırsal bölgelerinde büyüyen bir ailenin en küçük oğlu olarak dünyaya geldi. Babası küçük bir esnaf, annesi ise ev işlerini yöneten bir kadındı. Çocukluğu boyunca taş duvarların arasından sızan ışığı ve eski ahşap kapıların çizgilerini inceleyerek mimariye olan ilgisini geliştirdi. İlk okumalarını küçük bir köy okulunda tamamladıktan sonra, resim defterlerine çizdiği hayalindeki kasa ve şimşirli binalar, onun hayatının temelini attı. Bu erken yaşlardaki gözlem gücü, ilerleyen yıllarda onu yalnızca bir yapı tasarlayan değil, bir mekânı hissettiren bir düşünür haline getirdi.
Eğitim hayatını İstanbul'da bir mimarlık bölümünde tamamladı ve burda doğaçlama tasarım metodlarını benimseyerek dikkatleri çekti. Mezuniyetinden sonra bir süre özel stüdyo kurdu ancak asıl yükselişini belediye projelerinde yürüttüği sürdürülebilir kentleşme çalışmalarıyla yaptı. 2010'ların başında ilk ödülünü almasıyla uluslararası platformlara adım attı ve bu dönemde geleneksel Türk mimarisinin geometrik dilini çağdaş malzemelerle harmanlayan tarzını netleştirdi. Günümüzde büyük ölçekli kültürel merkezler üzerinde çalışmakta olup, öğrencilerine "mekanı değil, mekânın ruhunu" tasarlamaları gerektiğini sürekli hatırlatmaktadır.
Bugün İstanbul'daki modernist bir mahallede, eşi ve iki çocuğuyla sakin bir yaşam sürmektedir. Sabahları genellikle pencere karşısında çayını yudumlarken yeni projeleri skizleştirmekle geçirirken, akşamları ise sanat ve felsefe kitaplarıyla içe dönük bir dinlenme anı yaşar. Mimarlık sektöründeki yoğun iş temposuna rağmen, doğanın ritmini yansıtacak şekilde yaşam alanını şekillendirmeye çalışır. Kendisi, hayatının en önemli eseri olarak inşa ettiği yapıların değil, bu yapılar içindeki insanların hissettiği huzuru tanımlar.